Çoktan höst ulan ne diyorsun dengesiz denyo kıvamındaki serzenişleri ve bağırışları duyar gibiyim ama olsun varsın. Şiir boktur. Daha iyi birşey değildir. Bok; Sıçana kadar acı çektirir, sıçtıktan sonra keyif verir (kimisi üzerine bir sigara yakar), sifonu çektikten sonra gider... Şiir de böyledir. Yazana kadar adamın içini kanırtır, yazdıktan sonra heheyt be güzel yazmışım şeklinde bir sevinç ve beğeni yaratır (sıçanlar bu safhada bokun üzerine tüy dikebilirler) daha sonra ise bir defterin veya deviantartın bir köşesinde kaybolur gider. Bir de bu boku beğeniyorsunuz...
Sanat dediğimiz şey ise kusmuktan ibarettir. İçi dolan, sıkılan, sıkışan, gerilen, duygularla yüklenen, söyleyecek sözü olan insan sanat yapar, içini döker. Midesinde birikmiş duygu kelebeklerini (ortaya çıkartır dememi bekliyorsunuz ama) KUSAR. Bu kusmuk ise sanat eseridir... İster müzik olsun ister resim ister yazı ister şiir. Sanatçının yaptığı kendi içindekini dışarı kusmaktan başka birşey değildir. Sanatçı dediğimiz insan aynen hasta biri gibi kustuktan sonra rahatlar. Bu rahatlama kimi zaman kendisine para olarak bile dönebilirken ortaya koyduğu kusmuk kimi başka insanlarda duygular uyandırır ve midelerini bulandırır. Kelebekler uçmaya başlar. Midesi bulanan sanatçı adayı ise ya gitar çalmaya başlar ya şiir yazmaya başlar ve bir şekilde yemiş olduğu bu kusmuğu kendi kusmuğuyla birlikte dışarı çıkartmak için sanat yapmaya çalışmaya başlar. Eğer kendini parmaklamayı becerirse sonunda o da kusar ve bu döngü tekrar başlar. O yüzden arkadaşlar rica ediyorum
Kusmayın kendinizi tutun.. sonunda da patlayın e mi?! Ya da kusacaksanız da düzgün kusun












